6 Kasım 2017'de beş arkadaş, sonbaharın keyfini çıkarmak, dertleşmek ve sohbet etmek için Alaçam Yakakent'teki yazlık evde buluştu. Sohbete, tesadüfen o bölgeden geçen bir arkadaş daha katıldı. Sıcak bir çorba, çeşit çeşit yemekler derken akşam koyulaştı; yemekten sonra kestaneler eşliğinde hayaller anlatılmaya başlandı. Doğanın içinde, insanların hafta sonları özgür hissedebileceği bir çiftlikten söz edildi: bahçesinde kedilerin, köpeklerin oynadığı, çimlerinde yoga yapılan, nefes çalışmaları için güzel bir salonu olan bir yer.
Son katılan arkadaş da gülerek hayale katıldı: bir şark köşesi, bir şömine, çatıda yıldızları seyretmeye yarayan bir pencere. Ertesi sabah yakınlarda satılık bir çiftlik olduğunu öğrendiler ve görmeye gittiler. İki yanı ağaçlı köy yolunun sonunda kocaman bahçe kapısı sanki onlara “Hoş geldiniz” diyordu; çiftliğin köpeği Pamuk da onları karşıladı. Evin içindeki şömine, kütüphane, üst kattaki şark köşesi ve gökyüzüne açılan çatı penceresi, bir gece önce anlatılan hayalin içindeymiş gibi hissettirdi.
Çiftliğin sahibi Erol Bey ile görüştüler. Erol Bey çiftliği onlara verdi; birkaç özel eşyası dışında her şeyi olduğu gibi bıraktı. Bir akşam sohbetinde kurulan hayal, böylece bir mekâna kavuştu. Kudret-i Nefes Akademisi'nin kalbi bugün hâlâ o çiftlikte atıyor.